BİR GÖL, BİR NEHİR VE BİR ŞEHİR

BİR RAMSAR ALANI OLAN BURDUR GÖLÜ, NİLÜFER ÇAYI TEMİZ AKSIN, SARNIÇLAR ŞEHRİ ALAİYYE’DEN APARTMANLAR KENTİ ALANYA’YA *

28/03/2013

Yazan: Ayşen Eren
Etiketler: RAMSAR Burdur gölü Nilüfer çayı Alanya F. Adaman S. Hakyemez B. Özkaynak

BİR RAMSAR ALANI OLAN BURDUR GÖLÜ

 

Doğa Derneği ile Atlas dergisi birkaç yıldır “Burdur Gölü’ne Sadakat Yolculuğu” düzenliyor.  Türkiye’nin dörtbir yanından gelen doğaseverlerle, Burdur Gölü’ndeki su azalması ve kirliliğe dikkat çekmek ve devletin gerekli önlemleri alması için eylemler yapıyor. Burdur Gölü dünyada nesli tükenmekte olan beyaz başlı ördek ile endemik bir balığın yaşam alanı ve 1998’den bu yana Ramsar koruma alanı.  Yani Türkiye’nin de imzaladığı Ramsar Uluslararası Sulakalanların Korunması Sözleşmesi kapsamında devletin koruması gereken bir alan.  Fakat başarısız kalınmış. F. Adaman, S. Hakyemez ve B. Özkaynak’ın yazdıkları bilimsel makalede gölün sorunlarını analiz edip, bir dizi çözüm önermişler.  Su seviyesinin kısa sürede hızlı düşmesinin en büyük nedeni, gölü besleyen dere ve nehirlerdeki su miktarının azalması.  Azalmanın nedeni DSİ’nin kurduğu baraj ve göletler.  Daha az su kullanan damlama sulama yöntemine ağırlık verilmesi gerekirken, salma sulama için daha çok su tutma yolu izlenmiş.  Sayısı giderek artan kaçak kuyular ikinci neden.  Burdur Belediyesi’nin içme suyunu göle su veren kaynaktan alması üçüncü temel neden.  Gölün kirlenmesinin ana nedeni kirletilen suların arıtılmadan göle bırakılması.  Kirletenler kim?  Burdur sanayi bölgesindeki tesisler ile Burdur Şeker Fabrikası ve az oranda tarımda kullanılan suni gübre ve ilaçlar.  Bütün bunların ardındaki sosyo-politik nedenler ise planlamaların sistemsel, bütünsel bir anlayışla yapılmayışı, kalkınmanın sanayileşme ve şehirleşme olarak tanımlanması, bunlara doğa korumadan çok daha yüksek öncelik verilmesi, çevre yasaları ve yönetmeliklerin uygulanmaması, ve gölün sorunlarına dikkat çekip çözümü talep eden güçlü bir kamuoyu olmaması.  İlginç olan kirliliği yaratan şirketler kolayca örgütlenip, lobi çalışmalarını yürütürken, doğasına sahip çıkması gereken halkın bir araya gelip, örgütlenememesi.  Makalede önerilen çözüm, çevre koruma yönetmeliklerini uygulayan, bölgeye uzun süre etkisi olacak politika ve projelerin etkili koordinasyonu sağlayan ve yöre halkını katılım için cesaretlendiren yeni bir yönetim biçimi.   Devletin ataletinden kaynaklanan gölün sorunlarına dikkat çekip çözüm talep eden güçlü bir kamuoyu ise, bence çözümün anahtarı.

 

NİLÜFER ÇAYI TEMİZ AKSIN

 

Nilüfer çayı Bursa ilinde Uludağ’dan Marmara Deniz’ine dökülüyor.  Dere boyunca inşa edilmiş olan fabrikalar çaya hergün 15 bin metreküp atık su bırakıyor.  Dere boyunca yerleşik 52 köy Nilüfer çayını sulamada kullanıyor.  Bu su ile yetişen sebze, meyveler şehirlerde tüketiliyor.  Yani, kirlenmenin etkisi bölge ile sınırlı değil.  Ayrıca,  dere boyundaki yerleşim yerlerinde kanser vakaları dikkat çekici şekilde artıyor ve Nilüfer çayı koku salıyor.  Analiz edilen suda yasal limitlerin üç katı üzerinde askıda katı madde, yağ ve gres, beş katı üzerinde renk ve sekiz katı üzerinde sülfür tesbit edilmiş.  Nilüfer çayının temizlenmesi için köylüler ve halk geçen yıldan beri bir dizi eylem düzenledi.  İstekleri basit; fabrikaların ve arıtma tesislerinin kontrol edilmesi ve arıtması olmayan veya olmasına rağmen çalıştırmayan fabrikaların kapatılması.  Konu meclise de taşınmış.  Soru önergesine verilen cevap plansız sanayileşmeyi teyit ediyor.  Önce tesislere lisans veriliyor, üretim başlıyor, çevre kirletiliyor, kirlilik ölümcül bir noktaya geldikten sonra denetleme ve planlama çalışmaları başlatılıyor.  Devletin yürüttüğü çalışmalarda çevreyi nasıl temiz tutarız değil tesisleri nasıl çalışır kılarız anlayışı hakim.  Bir de Avrupa Birliği’ne uyum kaygısı göze çarpıyor.

 

SARNIÇLAR ŞEHRİ ALAİYYE’DEN APARTMANLAR KENTİ ALANYA’YA

 

17. yüzyılda Alanya’ya gelen Evliye Çelebi şehirdeki 420 sarnıç olduğundan ve bu nedenle “Sarnıçlar Şehri” olarak anıldığından bahseder.   Şehrin en görkemli sarnıçı 800 yıl önce Ebu Ali tarafından inşa edilen Kızıl Kule’dir.  Kızıl Kule tam bir ekolojik mimarı örneğidir.  İnşasında yerli malzeme, taş ve toprak kullanılmıştır.  İklimsel şartlar, yaşamsal ihtiyaçlar ve güvenlik sağlama amacı gözetilerek olağanüstü bir biçimde planlanmıştır.  Binanın ortasında büyük bir sarnıç yer alır.  Kulenin açık olan en üst katı yağmuru toplar, süzerek sarnıçı doldurur.  Otuzüç metre yükseklikte, beş katlı kulede ustaca planlanıp tasarlanarak katlara serpiştirilen aralıklar sayesinde birinci kata kadar güneş ışığının gelmesi sağlanmıştır.

 

Alanya 17. Yüzyıldan 20. yüzyıla pek değişmemiş ama son 30 yıl içinde tanınmayacak hale gelmiş.  Bugünlerde Alanya’da en yaygın iş kolu müteahitlik ve gayrimenkülcülük.  En kalabalık yerler gayrimenkül dükkanları. En çok konuşulan konu alım, satım ve kiralama işleri. Muz bahçelerini gözleriniz arıyor ama bulmanız zor. Meşhur Alanya muzunu satan bir tek seyyar satıcı kalmış. “Sarnıçlar Şehri” “Apartmanlar Kenti”ne dönüşmüş.  Alanyalılar yüzyıllardır süregelmiş geleneklerini bir tarafa itip, ayaklarına kadar gelen yağmur suyunu hasat ederek, biriktirip kullanmak yerine, enerji ve para harcayarak kurdukları sistemler ile dağlardan, derelerden getiriyorlar.  Turizm adına sulak alanlar kurutulmuş, kumsallara, tarla ve bahçelere yol, bina ve tesisler yapılmış.  Kentin doğallığı yok olmuş.  Kendi kendini besleyebilen ve hatta ürettiklerini satan bir şehirken beton yığınına dönmüş.  Bağ ve bahçelerde özgür geçen yaşam döngüleri, dörtduvar arasına sıkışmış kalmış.  Sıcak para gözlerini öyle kamaştırmış ki, geçici körlük yaşıyorlar.  Alanya’nın 30 yıl önceki ve bugünkü fotoğrafları karşılaştırıldığında insanın aklına Midas’ın efsanesi geliyor. Tanrı Dionisos, Kral Mikas’ı yaptığı iyilikten dolayı mükafatlandırmak ister ve bir dileğini gerçekleştireceğini söyler.  Zaten çok zengin olan Kral Midas daha da zengin olmayı ister ve her dokunduğunun altına dönüşmesini diler.  Fakat yemek için dokunduğu yiyecekler, içeceği su altına dönüşünce onca zenginliğin içinde aç ve susuz kalır.  Bunun üzerine tanrı Dionisos’tan bu uğursuz gücü ondan geri almasını ister. 

Bugün, Alanya’lı Midas’ların ellerini dokundukları her kum tanesi, her ağaç, her toprak parçası betona, taşa ve paraya dönüşüyor.  Bunun uğursuzluğunu bakalım nasıl ve ne zaman anlayacaklar?

 

* 26.Mart.2013 tarihinde Cumhuriyet gazetesi Sürdürülebilir Yaşam Eki'nde yayınlanmıştır.