Biyolojik Çeşitlilik ve Habitat Kaybı

15/05/2012

Yazan: Esra Başak
Etiketler: biyoçeşitlilik habitat kaybı

Günümüzde Türkiye’deki Önemli Doğa Alanları’nın %90’ı bir veya birden fazla tehditle karşı karşıyadır. Ülkemizdeki doğal ve yarı-doğal ekosistemler üzerindeki temel baskı, bu alanların başka kullanımlar için geri dönüşü olmayan şekillerde değiştirilmesidir. Türkiye’nin her yerinde yürütülen yol, tarımsal sulama, enerji ve doğal kaynak taleplerine yönelik gelişme ve altyapı projeleri ekosistemlerin sağlığı pahasına bu hızlı dönüşümü körüklemektedir.

Karasal ekosistemler ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskılar, sadece doğal alanları değil, Türkiye yüzölçümünün %6’sına denk gelen resmi koruma statüsüne sahip alanları da tehdit etmektedir. Bu alanlardan bir tanesi İç Anadolu’da kapalı bir iç su havzası olan ve farklı sulakalanların oluşturduğu ekolojik bir ağı barından Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi’dir. Tuz Gölü etrafındaki bazı doğal bozkırlar, bölgenin aşırı tuzcul ortamına uyum sağlamış birçok endemik bitkiye ev sahipliği yapmaktadır.

Türkiye’nin en büyük ikinci gölü olan Tuz Gölü 1920’li yıllardan itibaren bölgede gittikçe yoğunlaşarak yürütülen sulu tarım faaliyetleri nedeniyle %85 oranında küçülmüştür. Gölü tabandan besleyen yeraltı su kaynakları, her yıl daha derine inen kuyular aracılığıyla tarım alanlarına pompalanmaktadır. Eşmekaya Sulakalanı’nın kurutularak baraj yapılması, koruma bölgesindeki en önemli tatlı su kaynağının ve buna bağlı ekosistem hizmetlerinin tükenmesine sebep olmuştur. Ayrıca, Tuz Gölü’ne yüzlerce kilometre mesafeden taşınan evsel, tarımsal ve endüstriyel atık sular bölgede üreyen flamingo popülasyonunu ciddi bir şekilde etkilemiştir.