Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

Türkiye, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1997’de, Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne de 2004’te taraf olmasına rağmen Biyogüvenlik Kanunu’nu ancak 2010 yılında yürürlüğe sokabildi. Genetiği değiştirilmiş (transgenik) çeşitlerin tescili, üretim izni, sertifikasyonu ve tüketimi konularında çeşitli tarihlerde çıkarılan talimat ve yönetmelikler dışında kapsamlı bir mevzuat yoktu.

15/05/2012

Yazan: Barış Baykan
Etiketler: biyoçeşitlilik GDO

Türkiye,  Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1997’de,  Cartagena Biyogüvenlik Protokolü’ne de 2004’te taraf olmasına rağmen Biyogüvenlik Kanunu’nu ancak 2010 yılında yürürlüğe sokabildi. Genetiği değiştirilmiş (transgenik) çeşitlerin tescili, üretim izni, sertifikasyonu ve tüketimi konularında çeşitli tarihlerde çıkarılan talimat ve yönetmelikler dışında kapsamlı bir mevzuat yoktu. 1998 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca “Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri Hakkında Talimat” çıkarıldı ve aynı yıl yerel Tarımsal Araştırma Enstitüleri, tarımsal biyoteknoloji şirketlerinin GD mısır ve pamuk çeşitlerini deneme ekimine aldılar. Kamuoyuna bu araştırmaların nerede ve hangi yöntemlerle yapıldığı açıklanmadı. Ayrıca deneme ekimleri sonucunda genetik bulaşma, ürün verimi veya tarım ilaçları kullanımının azalıp azalmadığına dair hiçbir açıklama yapılmadı. Ziraat Mühendisleri Odası’na göre 1998-2009 yılları arasında ABD, Kanada ve Arjantin’den 20 milyon ton genetiği değiştirilmiş soya, mısır ve pamuk ithal edildi. 1996’dan beri hazırlanmakta olan Biyogüvenlik Yasa Taslağı, 2004 yılında GDO’ya Hayır Platformu’nun kurulması ve GDO’lara karşı etkin bir muhalefet yürütmesiyle gündeme geldi. Çevreciler, üreticiler, tüketiciler ve bilim insanlarından oluşan bu koalisyon; GDO’ların insan ve çevre sağlığına zarar verme riskini, genetik kaynaklara yönelik tehdidini, biyoçeşitliliğe olumsuz etkilerini ve canlıların patentlenmesine gidebilecek süreçleri eleştirerek GDO’lu tohumlar ile ürünlerin ekim ve ithalinin yasaklanması için kamuoyunu bilinçlendirme çabalarında bulundu.

 

Henüz Biyogüvenlik Yasası çıkmadan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” 2009 yılında yürürlüğe girdi. Yönetmelik 20 Kasım 2009, 20 Ocak 2010 ve 28 Nisan 2010 tarihlerinde üç kez değiştirildi. Bu değişikliler GDO’lu ürünlerin bebek mamalarında yer alıp almayacağı, gıda ve yemin GDO’lu kabul edilip edilmemesinde esas alınacak eşik değeri, Biyogüvenlik Kurulu’nda Bakanlık temsilcilerinin yer alıp almayacağı, antibiyotiğe direnç geni taşıyan GDO’lu ürünlerin ithalatının yasaklanmasına ve ürünlerde GDO’suz etiketi kullanılıp kullanılmayacağına dairdi. Bu süre zarfında mısır, soya, pamuk, kanola, patates, şeker pancarı gibi 32 adet GDO’lu ürünün ithalatına izin verildi. Mart 2010’da yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kanunu’na göre; insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı göz önünde bulundurularak GDO veya GDO’lu ürünlerin ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya sürülmesi ile genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı alanda kullanımına, bilimsel esaslara göre yapılacak risk değerlendirmesine göre karar verilecek. Son olarak beyaz et ve yem sanayicileri üç GDO’lu mısır çeşidinin (Bt11, DAS 1507, DAS 59122) ithali için Biyogüvenlik Kurulu’na başvurdu. Kurulun, Bilimsel Risk ve Sosyo-ekonomik Değerlendirme Komiteleri bilimsel raporlar hazırladı ve bu raporlar kamuoyuna Eylül 2011’de açıklandı. Kurul, ithali istenen bu ürünler hakkında kamuoyunun da görüşünü aldıktan sonra kendi görüşünü Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na iletecek.

Türkiye Biyogüvenlik Bilgi Değişim Mekanizması http://www.tbbdm.gov.tr/

GDO’ya Hayır Platformu http://gdohp.blogspot.com