Madencilik

15/05/2012

Yazan: Duygu Avcı
Etiketler: madencilik

Madencilik tüm dünya çapında çevreye en çok zarar veren faaliyetlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Madenciliğin yol açtığı çevre tahribatı, özellikle doğal kaynak ve arazi kullanımında sebep olduğu değişiklikler ve maden çıkarma ve işleme sürecinde ortaya çıkan atıkların neden olduğu kirlilik nedeniyle gerçekleşmektedir. Türkiye’de oldukça uzun suredir yürütülen madencilik ve taş ocakçılığı faaliyetleri sadece çevre yıkımına yol açmakla kalmamış, pek çok insanın -özellikle kömür madeni işçilerinin- yaşamı ve sağlığına mal olmuştur.

2009 yılı itibariyle yürürlükte olan 33.407 arama ve 10.818 işletme ruhsatı Türkiye’nin madencilik sektörünün büyümekte ve dolayısıyla yerel ekosistemler üzerinde oluşturduğu baskıların artmakta olduğuna işaret etmektedir. Türkiye’de madenciliğin çevresel etkileri 1990’larda ilk olarak Bergama’da büyük ölçekli, siyanür liçi yöntemi ile altın üretiminin gündeme gelmesi ve Bergama halkının söz konusu altın madeninin açılmasına karşı verdiği uzun ve yoğun mücadele sürecinde tartışılmaya başlanmış, daha sonra Uşak ve Erzincan’da altın madenleri açılması sürecinde devam etmiştir. 2007 yılında ise, zengin biyolojik çeşitliliği ve kültürel önemi dolayısıyla 1993’te bir kısmı Milli Park ilan edilmiş olan Kaz Dağları civarında yapılan altın arama çalışmaları toplumsal çatışmaya yol açmıştır. Bu toplumsal çatışmaların temelinde madencilik projelerinin bilhassa insan sağlığı, su kaynakları, tarımsal üretim, turizm ve bölgesel biyoçeşitlilik için yarattığı tehditler yatmaktadır.