Nükleer Enerji

15/05/2012

Yazan: Özgür Gürbüz
Etiketler: nükleer enerji

Türkiye’nin bundan önceki son nükleer santral girişimi 2000 yılında, yerel ve ulusal muhalefet, yolsuzluk iddiaları ve finansal belirsizlikler yüzünden son bulmuştu. Dört yıl sonra nükleer enerji planları tekrar Türkiye’nin gündemine, bu defa Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından getirildi. Geçen altı yıl boyunca, nükleer enerji taraftarlarının 40 yıllık nükleer santral kurma düşünü gerçekleştirmeyi amaçlayan ciddi gelişmeler oldu. Nükleer hedefe ulaşmak için, Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun (5710 sayılı, 21/11/2007 tarihli) çıkarıldı. 2010 yılında ise Mersin-Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santral için Rusya Federasyonu ile Türkiye bir uluslararası anlaşmaya imza attılar. Rus şirketi Atomenergoproekt, jeolog ve mühendislerden oluşan bir ekibin 2011 Mart ayında Türkiye’ye gideceklerini açıklamıştı. Biraz gecikmeli de olsa bu ekipler Türkiye’ye geldi ve Akkuyu’da çalışmaya başladı. Yöre halkının protestoları da arttı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı birden fazla nükleer santral kurmak istiyor ve Akkuyu’dan sonraki tercih büyük bir olasılıkla Sinop olacak. Enerji arz-talep senaryolarına göre Bakanlık nükleer santralların 2020 yılında elektrik üretiminin yüzde 5′ini karşılayacaklarını söylüyor. Akkuyu için önerilen ilk nükleer santralın 1200′er megavatlık dört adet VVER reaktöründen oluşması planlanıyor. Nükleer santral projesi bölge ve ülke çapında, çevrecilerden Elektrik Mühendisleri Odası’na kadar birçok farklı grubun tepkisini çekiyor. Japonya’daki deprem ve tsunami felaketleri Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin fikrini değiştirmemişe benziyor. Başbakan Erdoğan’ın nükleer felaketi tüpgaz patlamasıyla kıyasladığı yorum bunun en net kanıtı. Fakat bu küresel facia, nükleer enerjiyi destekleyen birçok kişinin fikrini değiştirdiği gibi Avrupa’daki birçok ulusal nükleer enerji programının da değişmesine, hatta iptaline neden oldu. Mevcut nükleer santrallerini kapatma kararı alan İsviçre ve Almanya, yeni nükleer santral yapmaktan vazgeçen ve kendisine nükleersiz bir yol çizen İtalya, Fukuşima sonrası politikalarında radikal değişikliğe giden üç ülke. Dünyanın en fazla nükleer reaktöre sahip üçüncü ülkesi Japonya da, nükleer enerjiden çıkışın yollarını arıyor. Japonya Fukuşima kazası öncesi elektriğinin yüzde 30’una yakınını nükleer santrallerden karşılıyordu ve 2050’de bu oranı yüzde 50’ye çıkarmayı planlıyordu. Nükleer endüstrinin son yıllarda bolca sipariş aldığı ve 27 reaktör inşasının devam ettiği Çin’in de yeni reaktör başvurularını dondurduğunu anımsatmakta fayda var.