Otoyollar

15/05/2012

Yazan: Kerem Ali Boyla, Mahir Ilgaz
Etiketler: otoyollar

Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, son birkaç on yıldır otoyol altyapısını hızla geliştirmektedir. 2000 yılı itibariyle 1.674 km olan toplam otoyol uzunluğu 2010 yılında 2.080 km’ye çıkmıştır. Ayrıca, tüm büyük şehirler arasında otoyol yapımı planları bulunmaktadır. Otoyolların çevresel etkisi türlü ve belirgin şekilde tezahür etmektedir. Vahşi yaşam üzerinde bu etkilerden özellikle bir tanesi, habitat parçalanması, en büyük etkiye sahiptir.

Büyük orman bloklarını bölerek geçen otoyollar, ayı ve kurt gibi büyük memelilerin geçişini ve dolayısıyla bunların uygun habitat alanlarına ulaşımını engellemektedir. Bunun bir sonucu olarak yayılma alanları ve nüfus azalmaktadır. Nispeten küçük yolların dahi ülkenin dağlık kuzeydoğusunda, örneğin keçilerin geçişi üzerinde, ciddi etkisi olabilmektedir.

Köprü ve tüneller gibi “vahşi yaşam geçişleri”nin vahşi yaşamın korunmasında olumlu etkileri olabilmektedir. Pozantı Gülek Geçidi yakınlarından geçen Adana Otoyolu üzerindeki köprü Türkiye’de bu tür geçişlerin ilk gerçek örneğini teşkil etmektedir. Ancak, inşaat öncesi uygun bir Çevresel Etki Değerlendirmesi yapılmadığı takdirde vahşi yaşam geçişleri herhangi bir çözüm sunamamaktadır. Geniş ormanlık alanları ekolojik koridorun korunmasına katkı yapan viyadük ve tüneller yardımıyla geçen otoyollar, dağ zirvelerini aşan yollara kıyasla ekolojik etkiyi azaltmakta ve ekolojik koridorun korunmasına katkıda bulunmaktadır.

Bu konuda örneğin İzmir-İstanbul otoyolu üzerinde tartışmalar devam etmektedir. Bu otoyol 20 yıl önce, çevresel etki değerlendirme kanunlarının yürürlüğe girmesinden önce planlanmıştır. Mevcut plana göre otoyol uluslararası öneme haiz Uluabat Gölü alanından geçecektir. Uluabat Gölü, Ramsar Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi kapsamına giren bir alandır. Hükümet ihale sürecini sonlandırmıştır ve planı değiştirmeye sıcak bakmamaktadır. Hatta, 1997 öncesi planlanan altyapı yatırımları ÇED yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle ÇED muafiyeti kazanmış ve bu sayede İzmir-İstanbul otoyolu için ÇED gerekliliği kaldırılmıştır. İhaleyi kazanan şirketler yüksek ihtimalle ilk plana sadık kalacaktır. Öte yandan, temiz yatırım politikaları izleyen ve Ekvator İlkeleri’ne bağlı uluslararası mali şirketler finansman öncesi tam ve güncel ÇED raporları talep etmektedir. ÇED raporuna göre rotanın değişmesi talebinde de bulunulabilmektedir. Hâlihazırda Uluslararası ÇED süreci büyük altyapı projelerinin vahşi yaşam lehine düzenlenebilmesi için eldeki en geçerli yöntem olarak öne çıkmaktadır.