Politik Ekoloji*

Bu yaz katıldığım Global Environment Summer Academy (www.globalenvironments.org), ekolojik ile bağlantılı, Türkiye’de henüz pek bilinmeyen alanları tanıma fırsatını bana sağladı. Politik Ekoloji de bunlardan biri. Türkiye’de Politik Ekoloji disiplini altında yapılan akademik çalışma neredeyse yok. Fakat Gerze’de termik santral kurulmasını istemeyen köylülerin devlet güçleri ve Anadolu Grubu’na karşı mücadelesinden tutun, yıllardır süren Hasankeyf’in tarihi ve ekolojik değerlerini yutacak olan Ilısu Barajı’na karşı sürdürülen çalışmalara; HES’lere karşı Doğu Karadeniz’de güçlenen yerel çevre kimliği ve sosyal hareketlerden, ulusal ve uluslararası mevzuatlara aykırı uygulamalarla kirletilen “koruma altındaki” Gediz Deltası’na kadar Politik Ekoloji disiplini ile araştırılıp analiz edilecek pek çok konu var.

17/10/2012

Yazan: Ayşen Eren
Etiketler: Politik ekoloji

Politik Ekoloji, ilk defa Frank Thone tarafından 1935’de yayınlanan “Nature Rambling: We Fight for Grass” isimli makalede kullanılır. Daha sonra, bilimsel çalışmalarda adı geçmesine rağmen net bir tanımı yapılmaz. 1972 yılında antropolog Eric R. Wolf, “Ownership and Political Ecology” (Mülkiyet Hakkı ve Politik Ekoloji) başlıklı makalesinde, yerel mülkiyet ve veraset kurallarının, toplumsal ve yöresel ekolojik sistemin zorunluluklarından doğan baskılar arasında nasıl denge sağladığını tartışarak Politik Ekoloji’nin ilk tanımını yapar. Sosyal bilimler, ekolojik bilimler, politik ekonomi ve siyaset biliminden beslenen Politik Ekoloji, o günden bugüne öz ve kapsam olarak evrimleşerek gelişir. Akademisyenler tarafından pekçok tanımı yapılsa da, Watts’ın “Political Ecology” isimli kitabında verdiği tanım en açık ve kapsamlı olanıdır; “Politik Ekoloji, toplum ile doğa arasındaki karmaşık ilişkileri, kaynaklara erişim ile kontrol haklarını ve bunların çevre sağlığı ve sürdürülebilir yaşam alanlarına etkilerini dikkatli analiz ederek anlamaya çalışır”. Ayrıca Watts Politik Ekoloji’nin amacının, çevresel anlaşmazlıkları özellikle “bilgi, güç, uygulama” ve “politika, adalet, yönetim” açısından açıklamak olduğunu söyler.

Politik ekoloji pek çok farklı bilimsel alanın çakıştığı ortak bir alandır. Bu nedenle, bu alanda yapılan çalışmalar sosyal ve doğa bilimlerince incelenen tarım, toprak mülkiyeti, sağlık, uluslararası hukuk, tarihi konuları içeren vakalardan oluşur. Bütün bu çeşitliliğe rağmen, politik ekonomi ve ekolojik analiz bu alanı en çok etkileyen iki temel bilim dalıdır.

Paul Robbins “Political Ecology: a critical introduction” isimli kitabında, Politik Ekoloji’nin dört temel tezini açıklar:

1. Bozulma ve marjinalleştirme: Doğal ve işlenmiş alanların bozulmasından sadece yörede yaşayan yerel halkların sorumlu tutulmayıp, konunun politik ve ekonomik açılardan daha kapsamlı incelenmesi.

2. Çevresel anlaşmazlıklar: Doğal kaynaklara erişimin, cinsiyet, sosyal sınıf ve ırk mücadelelerini içeren geniş bir açıdan incelenmesi.

3. Koruma ve kontrol: Doğal kaynakları koruma çalışmalarının neden ve nasıl başarısız olduğunun ve bu bağlamda politik ve ekonomik dışlanma mekanizmalarının incelenmesi.

4. Çevresel kimlik ve sosyal hareket: Yaşam alanlarını ve çevreyi korumayla bağlantılı politik ve sosyal mücadelelerin nerede, kimler tarafından ve nasıl yürütüldüğünün incelenmesi.

Politik Ekoloji varsa apolitik ekoloji de olmalı çıkarımı yapanlar haklıdır. Politik ekolojistler, çevre sorunlarını, artan dünya nüfusunun sınırlı doğal kaynaklar üzerinde yarattığı baskıya ve modernleşmeye bağlayan klasik ekolojik yaklaşımları, ki bunları apolitik ekoloji olarak tanımlarlar, eleştirirler. Örneğin; yüksek nüfusun kısıtlı dünya kaynaklarını zorladığı tezine karşı ABD’nin Hindistan’ın dörtte bir nüfusuna sahip olmasına rağmen, Hindistan’a göre kişi başına tükettiği enerjinin 16 kat, etin 36 kat, kağıdın 73 kat ve suyun 3 kat daha fazla olması gösterilir. Bir diğer önemli eleştiri, objektif olduğu savunulan apolitik ekolojinin aslında bakış açışı ve önerdiği çözümler ile dolaylı olarak politik olduğudur.

Politik ekolojinin özü Marksist ve Neo-Marksist felsefeye yakındır. Bu bağlamda, şirketler, devletler ve uluslararası kuruluşlar tarafından kullanılan çevresel yaklaşım ve politikalar ile bunların sonucunda oluşan piyasa şartlarının, özellikle yerel halk, azınlıklar ve savunmasız insanlar üzerindeki istenmeyen olumsuz etkilerine odaklıdır. Bunları açığa çıkarır, gösterir ve inceler. Sadece geçmişle ilgili ve tepkisel değildir. İlericidir ve çözüm üretir. Örneğin; yasalar ve devlet sulama sisteminin baskıları sonucu, geleneksel su toplama yöntemlerinin giderek daha az kullanılmasını inceleyen bir politik ekoloji araştırması, sadece bürokratik ve ekonomik baskılarla su yönetim politikasının nasıl değiştiğini araştırmakla kalmaz, geleneksel su toplama ve dağıtma yöntemlerini araştırır, bunları harmanlayıp bazen savunarak bazen geliştirerek alternatif su yönetim sistemleri önerir.

Politik Ekoloji dalı, analitik tabanı zayıf olduğu ve politik ekonomik yapıların çevresel sonuçlar doğurduğu savından yola çıktığı için eleştirilmektedir. Bir diğer eleştiri Politik Ekolojinin net ve tutarlı bir teori inşa etmediğidir.

Bütün bunlara rağmen, insanoğlunun doğa üzerinde yarattığı baskı ve değişimleri, çevresel dönüşümleri, sosyal ve çevresel hareketleri, güç dengeleri ve dağılımları, toplumsal ilişkiler, politik ekonomi, sosyal ve ekolojik bilimler ile politika açısından inceleyen tek bilim dalı olarak önemi ve gerekliliği ortadadır. Türkiye’de akademik çevrelerde Politik Ekoloji henüz bir yer edinememiştir, fakat Gerze’de termik santral kurulmasını istemeyen köylülerin devlet güçleri ve Anadolu Grubu’na karşı mücadelesinden tutun, yıllardır süren Hasankeyf’in tarihi ve ekolojik değerlerini yutacak Ilısu Barajı’na karşı sürdürülen çalışmalara; HES’lere karşı Doğu Karadeniz’de güçlenen yerel çevre kimliği ve sosyal hareketlerden, ulusal ve uluslararası mevzuatlara aykırı uygulamalarla kirletilen “koruma altındaki” Gediz Deltası’na kadar Politik Ekoloji disiplini ile araştırılıp analiz edilmesi gereken pek çok konu bulunmaktadır.

*Bu yazı 27 Eylül 2011 tarihinde Cumhuriyet gazetesi Sürdürülebilir Yaşam Eki'nde yayınlanmıştır.