Tarımsal Biyoçeşitlilik Tahribatı ve Kaybı

15/05/2012

Yazan: Oya Ayman
Etiketler: biyoçeşitlilik tarım

Türkiye, 12 bin 500 yıl önce buğday türlerinin kültüre alındığı bildirilen Urfa Karacadağ’dan, Çatalhöyük’ten (İÖ 7500), Hitit’ten (İÖ 2000-1200), Urartu’dan (İÖ 1200-500), Frigler’den (İÖ 750-300) bu yana topraklarında çok köklü bir toprak kültürünü barındıran ender coğrafyalardan biri. Coğrafi yapısındaki farklılıklar genetik çeşitliliğe olanak sağlıyor. Türkiye Triticum (buğday), Hordeum (arpa), Secale (çavdar), Avena (yulaf), Cicer (nohut), Lens’in(mercimek) gen ve orijin merkezi. Dünyadaki 27 buğday türünden 20’si Türkiye’de bulunuyor. Sadece Muğla ilinin 10 ilçesinde, 400’ü aşkın yerel meyve adıyla anılan 28 meyve türü var. 10 bin yıllık atalık tohumların günümüzde de ekilip biçildiği Türkiye, binlerce yıldır her türlü koşulda yetişmiş, dayanıklı atalık tohumlar açısından zengin bir çeşitliliğe sahip. Türkiye buğday, çeltik, pamuk, fındık, üzüm, incir, zeytin, çay ve meyve sebze üretiminde de dünyanın sayılı ülkeleri arasında.

Bu zengin tarımsal çaşitlilik ve toprak kültürüne rağmen, 1980’li yıllarda tarım sektörünün toplam istihdam içindeki payı yüzde 45’lerdeyken, bugün bu rakam yüzde 24’e inmiş durumda. AB’nin ortak tarım politikasıyla uyumlu düzenlemelerin yapılması çabaları sonucu küçük aile işletmelerinin tasfiye olduğu, görece büyüklerin oranının arttığı; orta işletmelerin de tasfiye ile karşı karşıya bulunduğu görülüyor.

 

Küçük çiftçiler bir yandan serbest piyasa koşullarına, diğer yandan da doğa tahribatına karşı direnmeye çalışırken, öncelikle Avrupa ülkelerine olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine tarım ürünleri ihraç eden Türkiye’nin tarımsal üretim tablosu son yıllarda önemli değişikliklere sahne oluyor. Türkiye her geçen yıl daha fazla tarım ürünü ithal ediyor: 2002’de 1 milyar 703 milyon dolarlık tarım ürünü ithal ederken, 2008’de 6 milyar 392 milyon dolar, 2009’da 4 milyar 594 milyon dolarlık ithalat yapıldı. Tarım sektöründeki toplam ithalat 2008’de 2002’ye göre % 375.4, 2009’da ise % 269.8 arttı. Tarım sektöründeki bu ithalata karşın tarım ürünleri ihracatı 2002’de 4 milyar dolarken 2009’da 11,2 milyar dolara yükseldi.

Türkiye’de küçük çiftçi adil ticaret uygulamalarına da ihtiyaç duyuyor. Örneğin, 20 yıl öncesine kadar ailesinin Karadeniz’deki fındık bahçesinden elde ettiği gelirle üniversiteyi okuyabilen Bahtiyar Engin’in ailesi artık aynı fındık bahçesinin geliriyle geçinemediği için bu kez annesi mutsuz olmasın diye tiyatrodan kazandığı parayı fındık bahçesine yatırıyor. Pek çok küçük çiftçinin tarlada ürününe ödenen fiyat, çeşitli aracılarla markete ulaştığında 4-5 katı fiyata satılabiliyor. Nihai tüketicinin ödediği fiyat, çoğunlukla küçük çiftçiye ulaşmıyor.

Türkiye’de 85 yıldır gerçek anlamda bir toprak reformu yapılamadı. Bir yanda hâlâ miras hukukunun parçaladığı verimsiz aile işletmeleri ve feodalitenin izlerinin hüküm sürdüğü topraklar, diğer yanda da yanlış sulama politikaları ya da barajlar nedeniyle topraklarını kaybeden çiftçiler var. Tarımsal araziler aynı zamanda son yıllarda artan madencilik faaliyetlerinin de tehdidi altında. Örneğin Ege Bölgesi’nde binlerce yıllık zeytinlikler madencilik faaliyetlerine açılıyor. Öte yandan da tarım alanlarına organize sanayi bölgeleri yapılıyor.

Hayvancılık sektöründeki özelleştirmenin ardından, özelleştirilen pek çok birimin kapanması, yem fiyatlarındaki ciddi artış, fiyat politikaları nedeniyle süt hayvanlarının kesime gitmesi, hormon ve antibiyotik ilaçlarının kullanımı bu sektörde yaşanan ciddi problemler arasında. Hayvancılık sektöründe de çarpıcı bir dışa bağımlılık göze çarpıyor: Türkiye 2002 yılında 15 milyon 932 bin dolarlık canlı hayvan ithal ederken, 2009’da bu rakam 33 milyon 664 bin dolar oldu. Canlı hayvan ihracatı ise 2009’da 2002’ye göre yüzde 211.2 oranında arttı.

Öte yandan Türkiye, hem zengin biyolojik çeşitliliği hem de yerelde hâlâ süregelen doğa dostu tarım kültürüyle giderek büyüyen bir organik tarım potansiyeline sahip. 2008’den 2009’a kadar organik tarım yapılan alanlar iki kat büyüyerek 326 bin hektara ulaştı. Türkiye’de ekolojik ürün üretimi ihracat ağırlıklı olsa da, ekolojik ürün iç pazarı hızla gelişiyor ve Türkiye’de ulusal ve yerel çok sayıda sivil toplum kuruluşu temiz çevre, sağlıklı beslenme, gıda güvenliği, kırsal kalkınma, agro-ekoturizm, yerli tohumların ve geleneksel üretim biçimlerinin korunması konusunda çalışıyor.

 Ancak, bu biyolojik çeşitlilik, nispeten temiz topraklar ve atalık yerli tohumlar, küreselleşme, serbest piyasa koşulları ve Tohum Yasası gibi bazı yasal uygulamalar nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Anadolu’nun binlerce yıllık buğday, çeltik, fasulye gibi hemen her koşula uyan atalık tohumları ya izin verildiği ölçüde giderek küçülen arazilere ekiliyorya bazı sivil inisiyatifler tarafından keşfedilip takas edilerek sürdürülebilirliği sağlanıyor,veya unutulup yok olmayı bekliyor. Suni gübre, tarımsal ilaçlar ve hibrid tohumlar, Türkiye’nin zengin tarımsal biyolojik çeşitliliğini tehdit ederken, yüksek endemizm düzeyi, Türkiye’ye olduğu kadar bütün dünyaya bu türlerin, özellikle de dünyanın büyük bölümünün bağımlı olduğu tahılların türetildiği yabani türlerin yeterince korunması konusunda büyük bir sorumluluk yüklüyor.

Daha detaylı bir okuma için:

Keyder, Ç. and Yenal, Z.  2011. “Agrarian Change Under Globalization: Markets and Insecurity” in Turkish Agriculture. Journal of Agrarian Change, Vol 11 No.1, January 2011, p. 60-86

 

RAKAMLARLA TÜRKİYE TARIMI

  • Türkiye her geçen yıl daha fazla tarım ürünü ithal ediyor. Türkiye 2002’de 1 milyar 703 milyon dolarlık tarım ürünü ithal ederken, 2008’de 6 milyar 392 milyon dolar, 2009’da 4 milyar 594 milyon dolarlık ithalat yaptı. Tarım sektöründeki toplam ithalat 2008’de 2002’ye göre yüzde 375,4, 2009’da ise yüzde 269,8 arttı. Tarım sektöründeki bu ithalata karşın tarım ürünleri ihracatı 2002’de 4 milyar dolarken, 2009’da 11,2 milyar dolara yükseldi. (Kaynak: TÜSİAD Dergisi)
  • Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin balık ve omurgasızlar ithalatı 2002’de 18,7 milyon dolarken, 2009 yılında 105,9 milyon dolara yükseldi. (Kaynak: TÜSİAD Dergisi)
  • Et ve sakatat ithalatı 2002’de 51 bin dolar iken, 2009’da 1 milyon 600 bin dolara yükseldi. Yüzde 3162 lik bir artış… (Kaynak: TÜSİAD Dergisi)
  • Türkiye’nin hububat üretiminin önemli bir kısmını buğday üretimi oluşturuyor. 2002 yılında 19,5 milyon ton olan buğday üretimi, 2010’da 19 ton civarında oldu. Son 20 yılda nüfus 18 milyon kişi artmasına karşın buğday üretimi yerinde saydı. Buğday ekim alanlarında 10 yılda 1,2 milyon hektar (12 milyon dönüm) azalış kaydedildi.

(KAYNAK: ZMO)

  • Bir zamanlar hububat deposu olan Türkiye, 2002 yılında 375 milyon dolarlık ithalat yaparken, 2009’da bu rakam üçe katlandı ve hububat ithalatı 1 milyar 2002 milyon dolara yükseldi. (Kaynak: TÜSİAD Dergisi)
  • Pamuk üreticisi Türkiye, ithalatçı konuma geldi. 2002’de 1 milyar 293 milyon dolarlık ithalat yapan Türkiye’nin ithalatı 7 yılda yaklaşık 2 kat arttı ve 2009’da 2 milyar 98 milyon dolarlık pamuk ithal etti. (Kaynak: TÜSİAD Dergisi)
  • 20 dekara kadar toprak işleyen işletmelerin sayıları toplamda, yüzde 33,4 ’den 24,8’e düşerken, 20 dekardan fazla toprak işleyen işletme sayıları istisnasız artış kaydetti. (Kaynak: BETAM)
  • Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yayınlarında ülkemizdeki 27,7 milyon hektarlık tarım alanının yüzde 9,2’sinin (2.424.000 hektar) meyve üretiminde kullanıldığı ve 2000 yılı verilerine göre toplam meyve üretiminin yıllık 13 milyon tona ulaştığı belirtiliyor.  (Kaynak: MEYVE MİRASI GRUBU)
  • Türkiye’deki 472 balık türünden 50’sinin soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. (Kaynak: TÜBİTAK)

 

Başvurulabilecek bazı kaynaklar:

 

* Agrarian Change Under Globalization: Markets and Insecurity in Turkish Agriculture
Çağlar Keyder and Zafer Yenal. Journal of Ararian Change, Vol 11 No.1, January 2011, ppç 60-86

* Agri-Environment Handbook for Turkey.
Published by Buğday Association for Supporting Ecological Living.
BBI-MATRA Action Plan 2005-2008

* Biodiversity and Organic Agriculture in Turkey. Report of the FAO/UNTG Workshop
State Institute of Statistics (S.I.S) Conference Hall Ankara, 15 and 16 April 2003

http://betam.bahcesehir.edu.tr/en/
www.bugday.org/eng
http://www.bugday.org/tatuta/index.php?lang=EN

http://english.tema.org.tr/default.aspx