Tehlikeli, Dayanıklı Endüstriyel Atıklar

15/05/2012

Yazan: Ali Kerem Saysel
Etiketler: endüstriyel atık tehlikeli atık HES Büyük Anadolu Yürüyüşü

Tehlikeli endüstriyel atıkların arıtılması ve bertaraf edilmesi Türkiye’de, özellikle sanayi merkezlerine komşu bölgelerde yaşayan toplulukları tehdit eden son derece ciddi bir sorun. Bu sanayi merkezlerinin önemli bir kısmı Marmara Bölgesi’nde, İstanbul’un doğusunda ve batısında yer alıyor. Sorun, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, yetersiz izleme ve denetim çalışmalarından ve hepsinden önemlisi, uygun teknolojiye sahip mevcut tehlikeli atık arıtma kapasitesinin yetersizliği nedeniyle Tehlikeli Atıklar Kontrol Yönetmeliği’nin uygulanamamasından kaynaklanıyor.

Bu bağlamda özellikle Dilovası dikkat çekiyor.  İstanbul’un 60 kilometre doğusunda, Gebze’ye bağlı bir belde olan Dilovası, altı organize sanayi bölgesine ve ağır metal, petrol ve kimya endüstrilerini içeren 193 üretim birimine evsahipliği yapıyor. Bu üretim tesislerinde 20.000’den fazla işçi istihdam ediliyor. Dilovası 1960’ların başlarında büyümeye başlamış ve bugün itibariyle nüfusu 70.000 kişiye ulaşmış durumda. Çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilebilecek olan ölüm oranları yüzde 33; yani ulusal ve küresel ortalamaların yaklaşık üç misli kadar. Dilovası’nda geceyarısı gerçekleştirilen çöp dökme işlemleri ve zehirli gaz salımı yerel yöneticiler tarafından kontrol edilmiyor. Üreticiler ise bölgedeki tek tehlikeli atık yakma tesisi olan İZAYDAŞ’ın kapasitesinin yetersiz olmasından yakınıyorlar. İZAYDAŞ’ın kapasitesi, talebin ancak yüzde 20’si kadar.

 

Küçük Hidroelektrik Santraller

Nehir tipi küçük hidroelektrik santrallerin, büyük ölçekli alternatiflerine ve büyük barajlara kıyasla çevresel açıdan güvenli olduğu düşünülürdü. Fakat bu ancak küçük HES’ler asli olarak kırsal gelişmeyi ve ademi merkezi elektrik üretimini destekleyecek bir araç olarak düşünüldüğünde geçerli bir argüman. Örneğin Türkiye’de, küçük HES inşaatları son on yıl içerisinde elektrik üretim stratejisinin asli bileşenlerinden biri haline geldi. Bugün Kuzeydoğu Anadolu’nun nehirleri üzerine kurulu 700’den fazla küçük HES var. Türkiye’deki toplam küçük HES sayısı ise 2000’den fazla. Hükümet hedeflerine göre önümüzdeki on yıl içerisinde ülke genelinde toplam 23.000 MW kurulu gücünde küçük HES kapasitesine ulaşılması planlanıyor. Bunun anlamı, Anadolu’nun tüm nehir ve dereleri üzerine yaklaşık 10.000 adet küçük HES biriminin inşa edilmesi.

Günümüzde, nehir akışlarının 49 yıllığına şirketlere devredilmesi şeklinde ortaya çıkan “çevirme hareketleri”  Türkiye dereleri üzerindeki ekolojik dağılım ihtilaflarını derinleşmekte. Bu ihtilafın bir tarafında, derelerin kullanım hakkını parça parça müteahhit şirketlere kiralayan Devlet Su İşleri, elektrik üretim şirketlerine ruhsat veren Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve yerel halkın karşı iradesine rağmen çevresel etki değerlendirmesi çalışmalarını onaylayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü yer alıyor. Diğer tarafında ise yerel halk, doğa savunucuları, toplulukların ve kültürlerin rızkını ve devamlılığını savunan az sayıda uzman yer alıyor.

2 Nisan 2011’de çevre ve doğa savunucusu hareketlerin geniş bir koalisyonu tarafından, “Anadolu’yu Vermeyeceğiz!” sloganı altında ülkenin on farklı  noktasından başlayıp Mayıs ayında Ankara’da büyük bir gösteriyle tamamlanan Büyük Anadolu Yürüyüşü gerçekleştirildi. Bu yürüyüş hakkındaki bilgilere htpp://vermeyoz.net adresinden ulaşılabilir.